İlişkinizde, evliliğinizde, bazen  şöyle soruyor musunuz kendinize? Acaba beni  gerçekten seviyor mu? Ya da bazen şüpheye düşüp şöyle diyor musunuz? Kesin beni sevmiyor. Sevseydi eğer böyle davranmazdı, sevdiğini bana gösterir, hissettirirdi.

İlişkilerimizde genelde mantığımız şöyle çalışıyor birkaç örneğe bakalım.

-Bence beni sevmiyor.

-Bunu sana düşündürten şey ne?

– Bana seni seviyorum demiyor kesin beni sevmiyor. Sevseydi sık sık söylerdi. Ayşe’nin eşi telefonu kapatırken seni seviyorum demeden telefonu kapatmazmış.  Ya da,

-Beni sevmiyor.

– Bunu  sana  düşündürten şey ne?

-Sevseydi beni mutlu etmek için sevdiğini göstermek için bana çiçek alırdı.  Ya da

-Beni sevmiyor, önemsemiyor.

-Sevdiğini nasıl anlarsın?

-Benimle sohbet etmiyor yeterince zaman geçirmiyor.

Bir çift arasındaki diyaloğa bakalım.

Sen beni sevmiyorsun!!

Nerden çıkarıyorsun bunları?

Sevseydin eğer daha sık  sarılırdın, yürürken  elimi hiç bırakmazdın!!

Ne saçma!! Sevgimi böyle mi ölçüyorsun?

Ben seni sevmesem Her fırsatta beraber olmak için yanına koşar mıydım? Her planımı seninle yapar mıydım?

Yani yanıma geliyorsun vakit geçirmek istiyorsun diye sevdiğini mi anlamalıyım?

Verdiğim birkaç örnek tanıdık geldi mi? Bazen sevildiğinizi hissedip, bazen hissetmeyebilirsiniz de. Peki   bunun sebebi ne olabilir? Neden bazen sevildiğinizi hissetmiyorsunuz? Bunun sebeplerinden biri ayrı sevgi dilini konuşuyor olabilirsiniz. Sevgi dili mi o da ne? Bir de bu eksik diyorsunuz öyle değil mi? Sevgi dili sevginizi nasıl ifade ettiğiniz gösterdiğiniz ve nasıl hissettiğiniz ile ilgili bir kavram. Konuştuğunuz sevgi dili   eğer  sevgiliniz, eşiniz hatta çocuğunuzla aynı değilse sevdiğinizi tam olarak hissettirmekte zorlanabilirsiniz yada sevildiğinizi yeterince hissedemeyebilirsiniz. Seni çok seviyorum deseniz de karşınızdaki kişi bunu hissetmiyorsa pek te anlamı olmuyor aslında. Gary Chapman ‘a göre Temelde herkesin duygusal sevgiyi konuşup anladığı 5 yol vardır. Bunlar;

Onaylayıcı kelimeler: Takdir ve iltifat cümleleri kullanmak, şiir yada aşk mektubu yazmak

Bugün ne kadar da hoşsunJ

Yemek harikaydı ellerine sağlıkJ

Senin zorluklarla başedebilme gücüne hayranımJ
Kaliteli zaman: Tüm dikkat ve ilgiyi odaklayarak beraber zaman geçirmek

Birbirinizin zevki ve ilgisine göre piknik, yürüyüş, sinema, tv izlemek, sohbet etmek

Hediye alma: Armağan almak

Çiçek almak, büyük yada küçük hediyeler almak

Hizmet eylemleri: Onun hoşuna gidecek şeyler yapmak

Onun hayatını kolaylaştıracak şeyler yapmak, onun için yemek pişirmek, dolabını düzenlemek vb.

Fiziksel temas: Dokunmak, öpmek, kucaklamak

Elele tutuşmak, sarılmak, masaj yapmak, dokunmak

Genellikle bu sevgi dillerinden bir tanesi bizim ağırlıklı kullandığımız sevgi dilimizdir. Sevgi dilleri sevgiliniz, çocuğunuz, eşiniz, anne,  babanızın sevgisini anladığınız ya da sizin sevginizi anlattığınız kanaldır. Bazen aynı sevgi dilini konuşmamak bile tam olarak sevildiğinizi hissetmemenize sebep olabiliyor. İlişki içinde olduğumuz kişilerin sevgisini keşfetmek için onun sevdiğini gösterirken nasıl davrandığını gözlemlemek en doğru yol olacak sanırım. Size sevgisini nasıl ifade ediyorsa siz de ona sevginizi aynı şekilde ifade ettiğinizde o da sevildiğini tam hissedecektir. Sizin de aynı şekilde önce kendi sevgi dilinizi keşfetmeniz çok önemli. Hangi durumlarda gerçekten sevildiğinizi hissediyorsunuz? Bunu farkedip bu durumu ilişkide olduğunuz kişilerle konuşabilirsiniz.  Örneğin sevgi dili kaliteli zaman geçirmek olan birine hediye almanız sevildiğini hissetmesi anlmında çok ta işe yaramayacaktır. Bak seni ne kadar çok seviyorum seninle zaman geçirmek için elimden geleni yapıyorum dediğinde siz ona eee bir çiçek bile almıyorsun dediğinizde o da sizi anlamayacaktır. Çocuğunuzun da sizin sevginizi hissetmesi çok önemlidir. Onunla da aynı sevgi dilini konuşmanız gereklidir. Çocuğunuz size beni sevmiyorsun diyorsa eğer ona şöyle sorun: Ne yapsam sevdiğimi hissederdin?  Ya da çocuğunuzu gözlemleyin. Sevgisini nasıl ifade ediyor gözlemleyin. Çocuğunuzun sevgi dilini konuşursanız ancak gerçekten sevildiğini hissedecek ve duygu deposu hep dolu kalacaktır. Böylelikle çocuğunuz daha sakin, huzurlu işbirliğine yatkın, aranızdaki iletişim daha kaliteli ve sıkı bağlarınız olacaktır.

Timsahla filin dillere destan evliliğini duymuşsunuzdur. İki sevgili evlendikten sonra, birbirlerine kendileri için “en değerli”
olanı verme yarışına girerler. Timsah gölden en güzel balıkları
çıkarıp sevgilisi file ikram eder. Fil de pek sevdiği yeşil
yaprakların en tazelerinden koparıp sevgilisinin önüne atar.
Fakat sonuç hüsrandır. Otçul fil için balıklar, etçil timsah için de
tazecik yapraklar hiç de önemli değildir. Çift sununda anlar
ki, herkesin kendisi için “en değerli” olanı vermesi iyi niyetli
ancak teknik olarak yanlış bir davranıştır; hem iyi niyetli hem de
teknik olarak iyi davranış eşi için “en değerli” olanı
vermektir. Böylece, fil timsaha zaten yemeyeceği balıkları , timsah da
zaten sevmediği tazecik yosunları vermeye başlar. Timsah ve fil hikayesin de olduğu gibi sevdiğinizi hissettirmek en doğru yoldur.

Sevgi dillerini keşfetmek çoğu zaman ilişkisinde sorun yaşayan çiftlerde, ebeveyn çocuk ilişkisinde çözülmeyecek gibi görünen bir çok düğümü açabiliyor. Daha fazlası için Gary  Chapman ‘Beş Sevgi Dili’ ni okumanızı öneririm. Acaba sizin baskın sevgi diliniz ne? Eşinizin , sevgilinizin yada  çocuğunuzun baskın sevgi dili ne? Bunu farkettiniz mi?

Doğru Sevgi Diliyle..

Melike Seylan