Evlatlar babalarını hep hatırlamak istedikleri gibi hatırlarlar…
Babam ve Oğlum/ Çağan Irmak
Babam ve oğlum filmini izleyip etkilenmeyen yoktur sanırım. Filmde bir babanın yaşadığı pişmanlıklar, geç kalmışlık duygusu ve bunu telafi etme çabası oldukça duygu yüklü anlatılmış. Babam ve oğlum filmi etkisinde kaldığım nadir filmlerden. Filmde herkes kendi hayatından bir şey buluyor galiba. Baba olmasanız da siz de kendinizle ilgili pişmanlıklarınızı hatırlıyorsunuz belki de…
Gerek uzun meslek yaşamımda gerekse sosyal yaşamımda çok fazla baba tutumu gözlemleme fırsatım oldu. Çocuğuyla ilgilenmeyen onun yaşamına dair hiçbir bilgisi ve ilgisi olmayan ilgisiz baba tutumunu da; çocuğunu yaşı kaç olursa olsun bebek gibi gören onun yerine sorunlarını çözmeye çalışan aşırı koruyucu baba tutumunu da; (Bu tutumdaki ailelere Helikopter anne babalar deniliyor. Bu kavram Foster W. Cline ve Jim Fay tarafından 1990 yılında kullanılmış bir terim. Helıcopter parents annem başımda helikopter gibi dönüyor anlamına geliyor.) çocuğunun yaptığı bir davranışa bazen tepki verirken, bazen hoş karşılayan tutarsız baba tutumunu da; çocuğundan her şeyin en iyisini bekleyen, çocuğun bunu gerçekleştirmesi için her türlü eğitimi ve önlemi zorla çocuğa dayatan mükemmeliyetçi baba tutumunu da; çocuğuna baskıcı bir tutum sergileyerek çocuktan itaat etmesini bekleyen otoriter baba tutumunu da; çocuğunu tüm yönleriyle kabul eden , onu bir birey gibi gören, aile içindeki kuralları birlikte alan kuralların mantıklı açıklamasını yapan demokratik baba tutumunu da deneyimledim. Bu tutumların çocuk üzerindeki etkisini de hala şahit olup deneyimlemekteyim. Hatta aile görüşmelerinde ya da yaptığım yaşam koçluğu seanslarında yetişkin birçok bireyin babalarının geçmiş yaşantılarındaki tutumlarının izlerini de görüp hala deneyimliyorum. Örneğin bir seansta danışanımla vizyon çalışması yaparken geçmişte babasının ona olan tutumunun danışana etkisi ortaya çıkıveriyor.
Bu baba tutumlarının birey üzerindeki etkilerini değerlendirecek olursak Otoriter baba tutumuyla yetişen çocuklar genellikle ürkek, özgüveni düşük, bazen baba otoritesinin olmadığı yerlerde kontrolsüz davranabilen çocuklar ve bireyler olabiliyor. Aşırı koruyucu baba ( Helikopter baba) ile yetişen çocukların problem çözme becerileri gelişmiyor, babaya ve aileye bağımlı oluyorlar ailelerinin olmadığı yerlerde sudan çıkmış balığa dönüyorlar mesela. Mükemmeliyetçi babanın çocukları yetişkin olduklarında bile hep mükemmel olanı yakalamaya çalıştıkları için kaygılı stresli kişiler olabiliyor ve tabi ki her zaman yanlış yapma korkuları oluyor. Tutarsız davranan baba tutumuyla yetişen bireyler de neyin doğru, neyin yanlış olduğunu fark edemediği için hata yapma ihtimalleri yüksek oluyor. Demokratik babaların yetiştirdiği bireyler özgüveni ve problem çözme becerisi yüksek, sosyal zihinsel psikolojik anlamda gelişmiş bireyler oluyorlar.
Bu baba tutumlarının yanında babanın çocuğun yaşamında ne kadar var olduğu da çok önemli elbette. Anneler aile içinde çocukla kurulan iletişimde her zaman daha önde görülse de babaların rolü de çok fazla aslında. Çoğu zaman baba ailede geri planda kalıyor bazen de bunu tercih ediyor. Baba figürü sınır çizen, tehdit unsuru, maddi ihtiyaçların karşılanmasından sorumlu kişi gibi görülüyor. Oysaki bu baba figürü çocuğun babayı duygusal anlamda uzak algılamasına, iletişim olarak da uzaklaşmasına neden oluyor. Her zaman inandığım bir şey vardır. Hiçbir baba bilerek çocuğuna zarar verecek bir şey yapmaz. Her zaman niyetleri iyidir aslında. Niyeti iyi olsa da her insan gibi bazen babalar da istemeden, doğru bildiği yanlışlar yapabiliyor.
Bir babanın bireyin yaşamındaki önemi o kadar büyük ki nerdeyse saymakla bitmiyor. Baba figürü erkeklerin hayatında en önemli rol modeldir. Ayrıca cinsel kimlik oluşumunda babanın oğlunun üzerindeki etkisi çok önemlidir. Kadınlar için ise baba, karşı cinsle ilk karşılaşmadır aslında. Kadınların özellikle evlenecekleri erkeklerde babalarına benzer özellikler aradıkları söylenir. Küçük yaşlarda babalarıyla duygusal anlamda yakınlaşamayan çocukların ergenlik dönemlerinde daha büyük sorunlar yaşadıkları ve bu dönemin zorluklarıyla baş etme konusunda daha yetersiz kaldıkları biliniyor. Babaların da tıpkı anneler gibi çocuklarını her koşulda (başarılarında da başarısızlıklarında da) sevdiklerini hissettirmeleri, çocuklarının kendi hayatlarındaki önemini çocuklarına ifade etmeleri, sağlıklı bir güven gelişimi için çok önemli. İlgili ve sevgi dolu bir tavır ise çocukların sosyal uyum yeteneklerinin artmasına, liderlik özellikleri geliştirebilmelerine etki ediyor. Doğduğundan itibaren çocuğuyla yakın ilişki kuran babaların çocuklarının, sosyal, zihinsel, duygusal, akademik anlamda daha başarılı oldukları biliniyor. Başarılı kişilerin geçmiş yaşantılarına baktıklarında baba figürünün etkili bir biçimde yaşamlarında var olduğu görülüyor. Ne kadar yoğun bir hayatı olursa olsun çocuğuyla ilgilenen babaların çocuklarının özgüvenleri çok olumlu yönde gelişiyor.
Sevgili babalar, çocuğunuza koşulsuz sevginizi veriyorsanız, her şartta, desteğinizi, ilginizi, şefkatinizi hissettiriyorsanız, zaman çok hızlı akıyor deyip çocuğunuzla her anını dolu dolu yaşamaya çalışıyorsanız sizler birer süper babasınız.
Sevgilerimle
Melike Seylan