Geçmiş ve geleceğe ne kadar çok odaklanırsanız, şu anı o kadar kaçırırsınız. Yani asıl değerli olan şeyi.. Eckhart Tolle

Zihninizde gün boyu konuşan bir ses olduğunu hiç farketmiş miydiniz? Bu ses ne? Kim üretiyor bu sesi? Bu ses size sık sık neler söylüyor? Evet, bu ses sizin iç sesiniz. Bu ses çoğu zaman sizi sabote eder. Bu sesin genellikle en sevdiği şey ise , geçmişin olumsuz deneyimlerini sürekli size hatırlatmaktır. Bu ses geçmişte yaşadığınız diyaloglar, olaylar yaşanıp bitmiş olsa da sürekli size eski plak gibi hatırlatmaya devam eder. Bu sesler o kadar fazladır ki çoğu zaman iç gürültü halindedir. Sizi anın farkında olmayarak hala geçmişte yaşatıyordur aslında. Sana böyle davrandı, sana bunları söyledi, keşke böyle davranmasaydım, keşke böyle yapmasaydım gibi… Örneğin işinizde bir sorun yaşadınız. Akşam eve geldiniz akşam kontrolsüz olarak yaşamış olduğunuz bu sorunu hala düşünüyor olabilirsiniz. Oysa ki sorun yaşandı ve bitti ama siz hala evde değil iş yerindesiniz aslında. Bu düşünceler gelecek ile de ilgilidir. Acaba ev araba ya da herhangi yatırımımı nasıl yapsam, yada gelecekle ilgili kaygılarımız… ya olursa, ya olmazsa.. gibi. Zihnimiz bu gürültünün içindeyken anda deneyimlediği olayların farkında olamıyor malesef. Geçmişte yaşadığımız olayları düşünmemiz bu deneyimlerden ne öğrendiğimizi farketmemiz yada gelecekle ilgili planlar yapmamız elbette yaşamımız için çok gerekli. ancak farketmediğimiz kontrolsüz düşünceler yaşamımıza kaygıdan başka bir şey katmıyor maalesef. Geçmiş ve gelecek arasında gidip gelen kontrolsüz düşünceleriniz ile yaşamınızda kendiniz ve çevreniz ile ilgili o anda neler kaçırıyor olabileceğinizi bir düşünün..
İki Zen rahibi tapınaklarından çevredeki bir köye gitmişler. Ertesi gün dönüşte bir ırmağı geçerken, çok güzel bir kız görmüşler. Kız da ırmağı geçmeye çalışıyormuş. Yaşlı rahip hiç düşünmeden atılmış. Kızı kucakladığı gibi karşıya geçirmiş.
Genç rahip bu duruma çok şaşırmış. Çünkü; Zen rahiplerinin kadınlardan uzak durmaları gerekiyormuş.
Ama; yaşlı rahip büyük bir üstad olduğu için sormaya da çekinmiş.
Akşam tapınağa dönene kadar, genç rahip hep bunu düşünmüş. Akşam yemek yememiş. Hatta bütün gece uyumamış ve sabahı zor etmiş. Sabah kalkar kalkmaz da soluğu yaşlı rahibin yanında almış.
“Efendim“ demiş . “Yaptıklarınızdan sual olunmaz ama siz dün o kızı ırmaktan geçerken niye taşıdınız? Bizim, kızlardan uzak durmamız gerekmiyor mu?“
Yaşlı rahip bakmış ve
“İyi ama ben o kızı ırmağı geçince indirdim. Peki sen onu hala niye taşıyorsun?“ demiş.

Peki AN da kalmak ne demek ? O an ne yapıyorsanız tüm dikkaniz ve enerjinizle o olayın içinde olmak demek. Çok sevdiğiniz bir yemeği yerken sadece onun tadının verdiği keyfi hissetmek , ilişkide olduğunuz kişiyle yada ailenizle vakit geçirirken sadece o anın verdiği duygulara odaklanmak demek . Zihin anda kaldığında daha rahat barış içinde hayatın seçeneklerine odaklanıyor. Zihnin farkındalığı maksimum düzeye yükseliyor. Şu an durun ve zihninizin nerede olduğunu farkedin…. (Geçmiş?, gelecek?, şimdi?) Ne düşünürken buldunuz kendinizi? Geçmişte hangi olayı hala yaşarken? Ya da gelecekle ilgili hangi planı yaparken? Oysa ki şu an bu yazının içeriğini deneyimlemek için burdaydınız.. Zihniniz eğer andaysa tek düşünceniz yazının içeriği olacaktır.
Geçmişle ilgili başı boş farkedilmeyen düşünceler bizde genellikle üzüntü kızgınlık, gelecekle ilgili düşünceler ise kaygı ve korku duygusu yaratır. AN da ise huzur yaratıcılık ve mutluluk duygusu hakimdir. Peki doğduğunuzdan bugüne kadar başı boş farkında olmadan yarattığınız geçmiş ve gelecekle ilgili düşünme biçiminizi nasıl değişirebilirsiniz ? Yılların alışkanlığını bir çırpıda bırakmak çok ta kolay değil dediğinizi duyar gibiyim. Bunun için sizlere başlangıç olarak kullanabileceğiniz basit egzersizler önermek istiyorum.
Şu an sadece nefes alış verişinize odaklanın. Nefesin burnunuzdan girdiğini , burnunuzun içinde yarattığı hissi, nefes borunuzdan aşağı doğru indiğini ve sonra ağzınızdan nefesini verirken sadece çıkış yolunu düşünün.. Kahve içiyorsanız ağzınızda bıraktığı tadı, fincanla elinizdeki dokunma hissini hissedin.. Şimdi sadece bunları hissederek ve düşünerek yazıyı okuyun.. Gün boyu ara ara kendinizi uyarın nefes alış verişinize odaklanın. Her ne yapıyorsanız bununla ilgili kontrollü düşünceler üretmeye çalışın. Örneğin spor yaparken sadece sporun vücudunuzda yarattığı hisse odaklanın Acıyan kaslarınızı odaklanın ve sadece spor yapmayla ilgili düşünceler üretin. Araba kullanırken geçtiğiniz yerleri araba süren diğer insanları ve sürüş deneyiminizi hissedin ve düşünün sadece. Alışveriş yaparken sadece sebze meyvelere dokunma hissine ve kokularına odaklanın. Sık sık kendinize Anda mıyım? diye sorun Zihninizi hangi başıboş düşüncelerle meşgul bir şekilde yakalıyorsunuz, bunu farkedin. Düşünceleriniz sizi değil siz düşüncelerinizi kontrol etmeye çalışın..
Unutmayın yaşamınız da her zaman farkındalık edindiğiniz anda değişim başlar….
Einstein ‘ın bir sözüyle yazımı noktalamak istiyorum..
Güzel bir kızı öperken araba kullanan biri, öpücüğün hak ettiği değeri vermiyor demektir.
Bugüne odaklanın, Anda ve sevgiyle kalın…